80 ihtilalinde birçok kişinin yaptığı gibi ben de ilgi alanımı değiştirdim ve brice döndüm. 1987 yılında yayınlamaya başladığım Briç Dünyası cemiyette var olan insan ilişkilerine bir tepkinin ürünü oldu. Yaklaşık 16 yıl sonra by-pass ameliyatı olduktan sonra dergiyi devir etmem teklif edildiğinde nihayet kalıcı bir yapıya sahip olması konusunda endişelerimin sonlandığını düşünürken yayın hayatı sadece 5 ay sürmüştü Briç Dünyası'nın. O günden bu güne yani 2003'den beri Briç Magazin'i yayınlamaya çalışıyorum. Tabii ki katkılarını esirgemeyen dostlarımla birlikte. Bu kişilerden bazıları artık yaşamıyor, Gönül Özdoğan, Necmi Akça gibi. Bazılarımız ise birlikte yaşlanıyoruz, İzel Rozental, Cüneyt Solakoğlu, Ali Yalman, Dr. Alptekin Peker ilk aklıma gelenler. Yakın zamanlarda katılanlar var tabii ki, Ziya Hakan Atilla, Seval Kızılcan ve Tüpraş, Ali Kurt, Ece Mizrahi ve Polisan A.Ş. gibi. Her ne kadar çok seyrek de olsa bazen hayal kırıklığı yaşamış olsam da benden bir iki nesil sonraki genç ve yarı-gençlerin fiziki katkılarını emeklerini de dergilerin yayınlanmasında önemli bir faktördür.

Hemen herkes Briç Dünyası'nın ve Briç Magazin'in briç toplumumuzun ortak bir ürünü olması, eleştiri, haber, yorumları ile toplumu bir arada tutma işlerini yerine getirmesi için gösterdiğim çabaya destek verdiler, hatta bu çabanın bir parçası oldular. Bu birliktelik esasta uzun yıllar boyunca amatör ve kaynakları sınırlı bir derginin ayakta kalabilmesinin ana unsurunu oluşturdu. Tabii ki gönlümüz çok daha fazla abonemiz olmasını arzu ederdi ama bunun nedeni sanırım hepimizin malumudur.

Bu satırların kaleme alındığı 28 yıl sonunda amacım bizlerden sonra yayını sürdürecek uygun kişi ve/veya kuruluşlara ulaşabilmek. Böylece briç cemiyetinin ortak bir ürüne sahip olmanın avantajını hep hissedebilecektir. Ama bunun kolay olamadığının farkındayım, özellikle derginin ekonomik yapısının elverişsizliği nedeni ile.  Oysa ki cemiyet bunu sağlayabilir, sadece abone olmak yeterli olacaktır. Abonelik maddi problemlerin çözümünü sağlayabileceği gibi yayımını sağlayanlara da moral faktör olacaktır.

Umarım bunu fazla geç olmadan görürüz hepimiz !

ERDAL SİDAR